
Kamu Güvenliğine Karşı İşlenen Suçlar Belgede Sahtecilik -1
Kamu Güvenliğine Karşı İşlenen Suçlar Belgede Sahtecilik -2
Konu bütünlüğü açısından yukarıda linklerini bıraktığımız yazıların okunması tavsiye edilir. Bu makalede yine evrakta sahtecilik suçlarını yargı kararları ışığında incelemeye devam edeceğiz.
Belgede sahtecilik suçlarında belgenin aldatıcılık niteliğine sahip olması gerekliliği suçun yasal unsuru olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 ve 207. maddelerinin gerekçelerinde bu husus, sahtecilikten bahsedebilmek için düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması yani sahteciliğin beş duyuyla anlaşılır olmaması gerektiği özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılmayan belge sahte belge olarak kabul edilmektedir.
Belgenin sahteliği ilk bakışta kolaylıkla anlaşılıyorsa suçun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekecektir. Yargıtay 11.Ceza Dairesini 2019/10744 Esas 2021/6093 Karar nolu ilamında “.. fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı ve fotoğraf kenarlarının düzgün formda olmadığı, fotoğrafın belgeye sonradan yapıştırılmış olduğundan .. resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı” belirtilmiştir.
Belgedeki aldatma yeteneği suça konu belgenin sahteliğinin ilk bakışta ve çok sayıda kişi tarafından fark edilip edilmeyeceği ilişkin olup objektif olarak değerlendirilmesi gerekecektir. Yani herhangi bir kişinin belgenin aldatma yeteneğine haiz olmadığı şeklindeki öznel/subjektif değerlendirmesinin yargılamalarda esas alınması mümkün değildir.
Suça konu belgenin sunulduğu muhatabın hatasından, dikkatsizliğinden veya özensizliğinden dolayı belgenin aldatma yeteneğine sahip olduğundan ya da olmadığından söz edilemeyecektir. Esas olan objektif olarak söz konusu belgenin kişileri yanıltıp gerçek bir belge olarak algılanıp algılanmadığının saptanmasıdır. Belgenin objektif aldatıcılık niteliği orta, makul zeka seviyesine sahip birden fazla kişinin sahteleştirilmiş bir belgeye baktığında sahteleştirilmiş belgeye baktığında yapılan sahteciliği anlayamaması olarak tarif edilebilir. Bu tespiti yargılama hakim, olayın çıkış, oluş ve akışına göre düzenlenen belgelerle yapılan işlemleri de göz önüne alarak bizzat kendisi yapmalıdır. Yani bilirkişilere ya da başka uzmanlara -belgenin aldatıcılık unsuru- hakkında hukuki değerlendirme yaptırılması yasaya uygun olmayacaktır. Ayrıca bilirkişi tarafından yapılacak hukuki değerlendirme bilirkişi içinde yaptırım gerektirecektir.
Suça konu belgede aldatıcılık unsurunun tespitinde belgenin orjinal örneklerinin temin edilerek karşılaştırma yapılması belgede aldatıcılık niteliğinin ne şekilde oluştuğunun tartışılıp değerlendirilmesi gereklidir. (Yargıtay 11.Ceza Dairesini 2020/6101 Esas 2021/2622 Karar )
Yasal unsurları oluşmamış farklı bir deyişle objektif aldatıcılık niteliği bulunmayan suça konu belge ile işlem tesis edilmiş olması birilerinin zarara uğraşmış olması belgede aldatıcılık unsurunun oluştuğu anlamı taşımaz. Yargıtay 11.Ceza Dairesini 2011/5809 Esas 2013/3566 Karar nolu ilamında .. takip öncesi sanık tarafından icra takibine konu senetteki -05- rakamını -02- olarak tahrifat edilerek tanzim edilerek senedin icraya konu edilmesi yapılan tahrifatın çıplak gözle fark edilebilecek olması nedeniyle iğfal kabiliyetini olmadığını belirtilerek resmi belgede sahtecilik suçunun aldatıcılık unsuru oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği şeklinde hüküm kurmuştur.