
Araç Değer Kaybı ve Hasar Başvurularında Alternatif Çözüm Yolu: TAHKİM
Trafik Kazası Sonrası Meydana Gelen Araç Değer Kaybı ve Başvuru Süreçleri
Konu bütünlüğü açısından yukarıda linkini bıraktığımız makalelerin okunması tavsiye edilir.
Türkiye’de 2012 yılında yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile usul ve esası düzenlenen alternatif bir çözüm yöntemi olarak arabuluculuk uygulaması başlamıştır. Kapsamı zaman içerisinde sürekli geliştirilmiş ve 2025 yılı itibari ile bazı hukuk davaları açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunlu hale gelmiştir. Kısaca açıklamak gerekirse, tüketici uyuşmazlıklarında, işçi-işveren uyuşmazlıklarında ve ticari dava uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurulmadan önce arabuluculuk sürecini yürütmek zorunludur. Bu zorunluluk ilgili mevzuatlarda dava şartı olarak belirtilmiştir. Yani mahkeme önüne gelen uyuşmazlığın esasını incelemeden evvel söz konusu ihtilafın arabuluculuğa tabi olup olmadığını inceleyecek ve eğer arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açılmış ise davayı usulden reddedecektir.
Sıklıkla karıştırılan hususlardan bir tanesi uzlaştırma kurumu ile arabuluculuk kurumunun işlevinin aynı olduğu düşüncesidir ki bu büyük bir yanılgıdır. Bu iki kurumun tek ortak özelliği ikisinin de alternatif çözüm yöntemi olduğu söylenebilir. Uzlaştırma kurumu, ceza yargılamasında işlevi olan ve yasanın belirlediği bazı yaptırımı ağır olmayan suç tiplerinde uygulanır. Uzlaştırma kurumuyla soruşturma aşamasında şüpheli ve müşteki/mağdurun ceza davası açılmadan önceki son evre diye tabir edilecek aşamada anlaşmaları amaçlanır. Arabuluculuk kurumu ise hukuk uyuşmazlıklarında uygulama alanı bulur. Dava şartı arabuluculuk ve ihtiyari arabuluculuk olmak üzere iki türü söz konusudur. Dava şartı arabuluculuk yukarıda kısaca bahsedilen tüketici, iş-işveren ve ticari dava türlerinde dava açılmadan önce yürütülmesi gereken mevzuata göre zorunlu bir süreç iken ihtiyari arabuluculuk adı üzerinde tarafların sürece dahil olup olmama konusunda takdir yetkisinin oldukları bir yöntemdir. İhtiyari arabuluculuk dava şartı arabulucukta olduğu gibi sadece belirli bazı uyuşmazlıklarda değil hukuki uyuşmazlıkların bütün alanlarında uygulanabilir. Sözleşme özgürlüğünde olduğu gibi kişilik haklarına aykırılık, yasanın emredici hükümlerine ve ahlaka aykırılık olarak ifade edilebilecek alanlar dışında bütün hukuki uyuşmazlıklarda ihtiyari arabuluculuk yöntemi uygulanabilir. Farklı bir anlatımla kişin üzerinde tasarrufta bulunabileceği bütün hak/menfaatlerini ihtiyari arabuluculuk konusu yapabilir.
Arabuluculuk yönteminin bir çok avantajı bulunmaktadır. Kişi, dava yoluna gitmeden kısa süre içerisinde arabuluculuk yöntemiyle uyuşmazlığı çözebilecektir. Süreçte tarafların hepsinin kazanımı olacaktır. Gerçeklik testti gibi yöntemlerle arabuluculuk sürecinin bilinçli olarak yürütülmesi, taraflara süreç sonucunda ciddi kazanımlar sağlayacaktır. Dava süreçlerinin uzun olması, kişiler açısından yıpratıcı olduğu bilinen bir gerçektir. Arabuluculukta süreç esnektir ve taraf iradeleri sürece yön vermektedir. Diğer yöntemlere göre daha az masrafı olan arabuluculukta taraflar uyuşmazlık konusu hakkında anlaşıp anlaşama konusunda özgürdür. Zira arabulucu süreç sonucunda hakim/hakem gibi bir karar vermemektedir. Arabulucu sürecin sağlıklı yürütülmesi ve tarafların iletişim kanalları açık tutmak için çabalamaktadır. Uyuşmazlık hakkında kararı verecek olan taraflardır.
Makale konusu olan trafik kazaları sonucu oluşan zararların arabuluculuk sürecinde giderilmesi hususu, kapsamlı yaklaşılması gereken bir uyuşmazlıktır. Zira trafik kazaları sonucu maddi bir zarar meydana gelebileceği gibi bedensel bir zararda meydana gelebilir ve hatta manevi bir zarardan dahi bahsedilebilir. Bütün bu zarar kalemleri arabuluculuk yönetimi ile çözülebilir. Ancak yasaya göre bunların hepsinde dava açmadan önce arabuluculuğa gitmek dava şartı değildir. Yukarıda açıklandığı üzere arabuluculuk iki türlüdür, bunlardan birisi ihtiyari diğeri dava şartı arabuluculuktur. Yasaya göre zorunluluk olmamakla beraber ihtiyari arabuluculukta tarafların anlaşması ile belirtilen zararların giderimi sağlanabilir. Arabuluculuk sürecini yürütürken avukat ile çalışmak mecburi değildir. Taraflar eğer meydana gelen zararın ölçüsünü biliyor ve zarara kusuru ile neden olan kurum/kişilerin tespiti yapılmış ise süreç içerisinde menfaatlerini koruyabilecek hukuki bilgiye sahip ise avukat ile süreci yürütmesi tabi ki gerekli değildir. Maalesef ülkemiz gerçeklerinden olan ehil ve yetkili olmayan kişilerin bu tip süreçlerde vatandaşları hatalı olarak bilgilendirdikleri görülmektedir. Trafik kazası sonucu oluşan zararı çok kısa süre içerisinde karşılayacaklarından bahisle vatandaşları dolandırdıkları sıklıkla rastlanan bir durumdur. Türkiye Barolar Birliği bu konuda mücadele etmekte ancak bu mücadele yetersiz kalmaktadır. Trafik kazası geçiren kişilerin iletişim numaralarını izinsiz şekilde ele geçirip sözde oluşan zararları kısa sürede karşılayacakları şeklinde ifadelerle kişileri aldatan hasar danışmanlık şirketi adı altında oluşumlar olduğu gözlenmektedir. Bu oluşumlara itibar edilmemesi gereklidir. Kişileri hukuki olarak temsille avukatlar yetkilidir. Kişilerden vekaletname alarak zaten mağdur durumda olan ve zarara uğrayan vatandaşların bu hasar danışmanlık şirketleri tarafından daha fazla mağdur edilmektedir. Sigorta hukuku konusunda yetersiz bilgi sahibi ve yetkisiz bu kişiler, her platformda şikayet edilmelidir. Kişilerin iletişim bilgilerinin izinsiz ele geçirilmesi ceza hukuku açısından da ayrıca sorumluluk gerektirmektedir.
Trafik kazası sonucu araçta ya da başkaca eşyalarda zarar meydana gelebilir. Bu zarar maddi zarardır. Uygulamada araç değer kaybı zararı araç hasar zararı olarak da adlandırılan bu zarar kalemleri kusurlu olan taraftan arabuluculuk sürecinde talep edilebilecektir. Ayrıca araç mahrumiyet bedeli/zararı ya da araç kazanç kaybı olarak ifade edilen zarar kalemleri de kusurlu olan araç sahibinden/araç sahibinden istenebilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, araç mahrumiyet/araç kazanç kaybı bedeli gibi maddi zararların karşı kusurlu araç sigorta şirketinden istenilemeyeceğidir. Bu zarar kalemleri bahsedildiği gibi sadece kusurlu araç kullanıcından ve araç sahibinden talep edilebilecektir. Diğer maddi zararlardan olan değer kaybı ve hasar bedeli/hasar bedel farkı sigorta şirketinden talep edilebilecektir. Yine bu aşamada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus karşı sigorta şirketlerinin oluşan zarar kalemlerden her yıl yeniden belirlenen poliçe limiti ile sorumlu olduğudur. Poliçe limitinin üzerinde yapılan taleplerin arabuluculuk görüşmelerinde yaptırımı olamamakla beraber dava sürecinde gözden kaçırılması halinde reddedilen tutar kadar kadar karşı vekalet ücretine hükmedilme riski söz konusudur. Ayrıca manevi zarar kaleminin poliçe kapsamında olup olmadığı hususu araştırılmadan dava aşamasında talep edilmemesi önerilir. Arabuluculuk süreci diğer tüm arabuluculuk türlerinde olduğu gibi gizlidir. Bu gizliliğe uymamanın cezai yaptırımı söz konusudur. Trafik kazası sonucu kişinin yaralanması halinde maluliyet meydana gelmesi durumunda oluşan bedensel zarar, sağlık harcamaları, bakıcı gideri gibi zarar kalemleri hakkında arabuluculuk süreci zorunlu değildir. Ancak taraflar anlaşırsa süreci ihtiyari arabuluculukta yürütebilecektir. Arabuluculuk süreci iradi bir süreçtir. Kişilerin arabuluculuk görüşmeleri/arabuluculuk toplantıları sonucunda anlaşmaları zorunlu değildir. Süreci yürüten arabulucu tarafsız olmak zorundadır. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuğun kapsamı artırılmaktadır. Her ne kadar ülkemizde arabuluculuk süreci şuan bazı ülkelerde uygulandığı hali ile -değerlendirici arabuluculuk- olarak uygulanmıyor ve arabulucu sadece sürecin kilitlendiği an devreye girip bir çözüm önerisi getiriyor ise de ilerleyen zaman içerinde arabuluculuğun avantajları yönleri fark edilerek arabuluculuğun öneminin artacağını düşünüyoruz.
Uzm. Arb. Av. Murat YILDIRIM